Galatasaray – Maccabi Netanya Rovans Maçı Canlı Yayın İzle / Watch live Stream (06.08.2009)
Orangutanların İlginç Yönü.. Kendilerini “Öpücük Göndererek ” Savunuyorlar
Orangutanların, tehdit altında hissettiklerinde kendilerini “öpücük göndererek” savunduğu ortaya çıktı.
Proceedings of the Royal Society B’de yayımlanan araştırmaya göre orangutanlar, kendilerini olduklarından daha büyük göstermek ve böylece yırtıcı hayvanlardan korunmak için, abartılı bir öpücük sesi çıkartıyor ve bunu yaparken ellerinden veya ellerinde tuttukları bir yapraktan destek alıyor.
Di’Yetti Artık’ Diyorsanız Diyetin Gitsin
Bir çok insana “Diyet Nedir?” Sorusunu yöneltsem muhtemelen basitten karmaşığa doğru sıralamam gereken bir bilgi kirliliğine sahip olacağım. Herkes “Diyet Nedir?” Sorusunun cevabını biliyor ama bir çok cevap birbirine benzemekte güçlük yaşıyor.
Durduk yerde aklıma böylesine saçma bir soru takıldı
Oysa ki Diyet ile uzaktan yakından alakam yoktur. Sibel CAN’ın meşhur ettiği “MOMENTUM DİYETİ” veya “PUAN SİSTEMİYLE DİYET” hatta ve hatta “WEIGHT WATCHERS” olarak isimlendirilen diyetlere olan rağbet beni bunu yazmaya itmiş olabilir. 3 isim yazdım ama hepsi aynı diyetten bahsediyor. Şimdi “Diyet nedir?” sorusunun cevabını tam olarak alabildiğimizde yukarıdaki büyük harflerle yazdığım terimleri arayan, araştıran, insanlara da “Momentum nedir?” diye sorma isteğinde bulunabilirim..
YAZININ DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ
Yeni HIV Virüsü Bulundu
Yurtdışından Vergisiz Getirilebilecek Malzemeler
Yurt dışından gelen bir yolcunun, 55 ekran LCD TV’den, 2,5 kilo kahveye, yelkenli sörf takımından, paraşüt gibi bir çok eşyayı vergi ödemeden getirme hakkı bulunuyor.
Bir çok kişi, yurt dışından gelirken satın aldıkları bazı eşyalar nedeniyle gümrük kapılarında sıkıntı yaşayabiliyor.
Hangi eşyaların vergiden muaf tutulduğu konusunda BİR çok kişinin yeterli bilgiye sahip olmadığını ifade eden gümrük yetkilileri, getirilen bazı eşyalar nedeniyle yolcuların kaçakçılık gibi ağır suçlamalarla bile karşı karşıya kalabildiğini belirtiyor.
3G Kullananlar icin Hayati Uyari!
Terminator Salvation
Bir dünya düşünün ki, en büyük dostumuz sandığımız makineler bize ihanet etmiş. İnsanlığı koruması gereken savunma sistemi Skynet, insan türünü kendine rakip olarak görmüş. Bunun sonucunda ise, Nükleer savaş çıkartıp, dünyayı felaketin eşiğine getirmiş. Bildiğiniz ve yaşadığınız dünya artık yok. Her yer yıkıntı, tüketim çılgını toplumlar için en büyük kabus. Sevdikleriniz, komşularınız, aileniz hepsi ölmüş. İnsanlıktan sağ kalan çok az kişi var. Yemek yok, içecek temiz su çok az, hiçbir üretim yok. Tüm dünya Nükleer bir çöl haline gelmiş. Şehirler yıkılmış yaşamak çok zor. Bildiğimiz tüm yaşam Kıyamet Günü’nde (Judgment Day) yok olup gitmiş. Bundan kurtulduğunuz için kendinizi şanslı mı sanıyorsunuz? En büyük yardımcımız olan makineler artık insanlığın en büyük düşmanı. Terminator kod adlı bu siborglar (Cyborg) Skynet’in kontrolü altında insanlığı soy kırıma uğratmaya çalışıyor. Nükleer kabus bitti ama artık daha kötüsü de başladı. Teknolojik bir kabus. Kendi yarattıklarımız bize isyan edip bizi yok etmeye çalışıyor. Makineler bizden daha güçlü ve daha yetenekli. Bizden daha zekiler, onlara karşı durmak imkansız. Ancak bir kişi onları yenecek yeteneğe sahip, bir kişi onlardan korkmuyor. Bir kişi geleceği daha önceden biliyor. İnsanlığı organize edip türümüzü zafere ulaştıracak. O son umudun adı John Connor
James Cameron’un modern kıyamet senaryosu olan The Terminator, 1984 yılında sinemalarda gösterildiği zaman, sinema tarihini ve insanlığın bakış açısını sonsuza dek değiştirdi. Film zamanı için müthiş efektlere ve ileri bir sinema teknolojisine sahipti. Ancak bununla birlikte, yeni bir paranoya da yaratıyordu. Daha önce İsaac Asimov’un ve Frank Herbert’ın kitaplarında fazla üstünde durmadan bahsettiği bir paranoya. 80′li yıllarda insanların en büyük korkusu ve paranoyası Nükleer savaştı. Sovetler Birliği ve ABD’nin süper güç savaşı nedeniyle geliştirdiği bu silahlar olası bir savaşta insanlığın sonunu getirebilirdi. Tüm dünyada bu korku varken, bir yandan bilgisayarlar büyüleyici şekilde hızla bir gelişim içindeydi. Belki bizim için bilgisayarlar ve teknolojik ortamlar çok normal. Ancak, o zamanın insanları için, bilgisayarlar düşünme hızları ve yapabildikleriyle bir mucize gibiydiler. Bazı komplo teorisyenleri ise makinelerin yeterince gelişip bizi işsiz bırakacağını düşünüyordu. Yine de makineler bizim mucizevi evlatlarımızdı. Hayatı kolaylaştıracaklardı. Ancak James Cameron bu paranoyayı bir adım öteye taşıdı. Zamanı gelince hayatlarımızı emanet edeceğimiz makineler, evrim sürecinde niye bizim kölelerimiz olsunlar ki?
Cimbom sağ gösterip sol vuruyor.
Galatasaray’da başkanlık koltuğuna oturduğu 22 Mart 2008′den bu yana gerçekleştirdiği transferlerle taraftarın takdirini toplayan Adnan Polat, marka isimleri Türkiye’ye getirmedeki başarısıyla dikkat çekiyor.
İlk yılında Milan Baros ve Harry Kewell gibi iki dünya markasını Galatasaray’a kazandıran sarı kırmızılı yönetim bu sezon da, başta tüm dünyanın yakından tanıdığı teknik direktör Frank Rijkaard, Lyon’dan Keita ve Atletico Madrid’den kaleci Leo Franco’yu renklerine bağlamayı başardı.
Herkes Govou’nun transferinden bahsederken bir gecede Keita’nın işini bitiren Galatasaray’da artık hiçbir ismin sürpriz olmayacağı konuşuluyor.
Transfer politikasında, taraftarların tabiriyle “sağ gösterip sol vuran”, başka bir ifadeyle “çıtayı yükselten” Galatasaray’da Başkan Adnan Polat’ın seçici ve gizli stratejisi, bu parasızlıkta taraftarın gönlüne su serpti.




